Ben Kimim ?

Anasayfa / Ben Kimim ?

Prof. Dr. Aslıhan Gürbüz

Prof Dr. Aslıhan Gürbüz

1974’de Eskişehir doğdu. 1998'de başlayan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyokimya uzmanlık eğitimi sonrasında 2006 yılında Biyokimya ve Klinik Biyokimya alanında Doçentliğini alıp 2011 yılında Profesör oldu. Hastalıkların patogenezinde oksidan faktörler hücresel antioksidan savunma sistemleri üzerinde yurt içi ve uluslar arası alanda bilimsel makaleleri ve kitap bölümleri mevcuttur. Hastalıkların oluşumunda hücrelerde gelişen biyokimyasal değişiklikler, bağırsak florasının tüm vücutta etkilediği sistemler ve hastalık süreçleri hakkında çalışmaları konferansları mevcuttur.

Sağlıklı beslenme, sağlımızın korunmasında ve hastalıkların tedavisi sırasında beslenme destekleri konusunda çalışmaları mevcuttur. Uluslar arası GAPS (Gut and Psycology) beslenme danışmanıdır.

 

SERTİFİKASYONLARIM

Klinik Biyokimya Profesörlüğü: 2011 yılından itibaren

Akupunkturist: 2017'den itibaren

Aromaterapi sertifikasyonu: 2018

GAPS danışmanlığı: 2017'den itibaren GAPS danışmanıyım.

Gut and Psycology Syndrome olarak da tariflenen terim ; Türkçe karşılığı “ Bağırsak ve Psikoloji veya bazılarına göre Bağırsak ve Fizyoloji Sendrom olarak da tanımlanabilen, bağırsak ve beyin ile bağırsak sağlığı be beden arasındaki ilişkinin Nöroloji ve Beslenme doktoru Natasha Campbell-McBride tarafından uluslar arası tescilli ifadesi anlamına geliyor. Dr. Natasha Campbell-McBride tarafından zaman zaman Türkiye’de sertifikasyona tabi bu eğitimler verilmektedir.

Sağlıklı beslenme ve özellikle bağırsak sağlığımız kronik hastalıklardan korunmada ve hastalıkların tedavisinde önemli bir destek oluşturmaktadır.

Özellikle fazla miktarda şeker tüketimi, sağlıklı yağlar ve minerallerden eksik beslenme kanser ve otoimmun pek çok hastalığa zemin hazırlayabilmektedir.

1931 yılında Otto Warburg adındaki Alman bilim adamı kanser hücrelerinin enerji üretim yöntemlerinin değiştiğini, bu bağlamda sağlıklı hücrelerden farklılaştıklarını bulmuştu. buna göre kanserli hücreler normal hücreler gibi enerjilerini, hücrenin enerji ihtiyacının %95′ini karşılayan mitokondriyal oksidatif fosforilasyon  yerine glikoliz (glukozun yıkımı = şekerlerin sitoplazmada yıkımı) yoluyla elde ediyorlardı.

Bu metabolik yol karbonhidratlarda (unlu şekerli besinler, meyve şekerleri, tahıllar) bulunan glukozun pirüvik asite kadar yakılması ile enerji elde edilmesine dayanan, oksijenin yetersiz olduğu durumlarda başvurulan verimsiz ve toksik bir yöntem olmasına rağmen kanserli hücreler ortamda yeterince oksijen olsa dahi enerji ihtiyaçlarını sadece bu yolla karşılıyorlar, mitokondrileri yokmuş gibi davranıyorlardı. bunun için de kanser hücreleri sürekli şeker ihtiyacı hissedip besinlerle aldığımız karbonhidratları hızlıca içlerine alıp hızlı bir şekilde çoğalmaktadırlar.

Bir taraftan da glikoliz sonucunda ortaya çıkan laktik asit, hücreleri bir arada tutan kollajen matrislerini parçalayarak tümöre neden olan kanserli hücrelerin kan dolaşımı ile vücudun başka yerlerine ulaşmasına neden olmaktadır.Oysa ki normal sağlıklı hücrelerin mitokondrileri iyi çalışmakta ve enerjilerini üretmek için illa ki karbonhidrat gereksinimi duymadan protein ve yağlardan da enerji elde edebilmektedirler. Bunun için kanserli hücreleri beslememe adına basit ve rafine şekerlerden uzak durmak çok önemlidir.

Ben Kimim ?

Instagram