Uygulamalı GAPS Diyeti

Düzenli Egzersiz Yap

Kaliteli Uyku ve Eğlenceli Hobiler Edin

Bağırsak Sağlığını Koru

Karbonhidratı Azalt

Yeterli Miktarda Su iç

Mineral Vitamin Desteği

Aralıklı Açlık Dönemleri

Kaliteli Yağ Tüketimini Artır

Stresten Uzak Dur

Aşırı Proteinden Kaçın

Ketojenik Diyet nedir?

GAPS diyeti kısa süreli ketojenik faza girilen ve sağlıklı yağlar ile probiyotiklerle zenginleştirilmiş, ayrıca kazein ve glutenden uzak durulan bir çeşit beslenme şeklidir. Eğer “Ketojenik diyet nedir?” derseniz,  kısaca; en az düzeyde karbonhidrat tüketerek vücutta yağların parçalamasını ve yağ asidi üretmesini hedefleyen diyet olarak tarif edilebilir. Peki niçin ketojenik diyet?  Çünkü vücudumuzda ortaya çıkan kötü huylu hücreler ketojenik ortamda yaşayamıyorlar.

1931 yılında Otto Warburg adındaki Alman bilim adamı kanser hücrelerinin enerji üretim yöntemlerinin değiştiğini, bu bağlamda sağlıklı hücrelerden farklılaştıklarını bulmuştu. buna göre kanserli hücreler normal hücreler gibi enerjilerini, hücrenin enerji ihtiyacının %95′ini karşılayan mitokondriyal oksidatif fosforilasyon  yerine glikoliz(glukozun yıkımı = şekerlerin sitoplazmada yıkımı) yoluyla elde ediyorlardı.

Bu metabolik yol karbonhidratlarda (unlu şekerli besinler, meyve şekerleri, tahıllar) bulunan glukozun pirüvik asite kadar yakılması ile enerji elde edilmesine dayanan, oksijenin yetersiz olduğu durumlarda başvurulan verimsiz ve toksik bir yöntem olmasına rağmen kanserli hücreler ortamda yeterince oksijen olsa dahi enerji ihtiyaçlarını sadece bu yolla karşılıyorlar, mitokondrileri yokmuş gibi davranıyorlardı. bunun için de kanser hücreleri sürekli şeker ihtiyacı hissedip besinlerle aldığımız karbonhidratları hızlıca içlerine alıp hızlı bir şekilde çoğalmaktadırlar.

Bir taraftan da glikoliz sonucunda ortaya çıkan laktik asit, hücreleri bir arada tutan kollajen matrislerini parçalayarak tümöre neden olan kanserli hücrelerin kan dolaşımı ile vücudun başka yerlerine ulaşmasına neden olmaktadır.Oysa ki normal sağlıklı hücrelerin mitokondrileri iyi çalışmakta ve enerjilerini üretmek için illa ki karbonhidrat gereksinimi duymadan protein ve yağlardan da enerji elde edebilmektedirler. Bunun için kanserli hücreleri beslememe adına karbonhidrattan uzak durmak çok önemlidir.

Ketojenik Diyette nelere dikkat edilmelidir?

1- Ketojenik diyette sabırlı olmak

Hayatımız boyunca vücudumuzun enerji kaynağı olarak karbonhidratları kullanma alışkanlığımızın oluşu diyetin ilk günlerinde bizi zorlayacaktır.Bu nedenle metabolizmamızın enerji için yağları kullanmaya alışması için ona biraz zaman tanımamız gereklidir.

Yapmanız gereken kararlı olmak ve ilk birkaç haftalık süreçte karbonhidrat yeme güdünüzü baskılamak.

2 - Yeterli yağ tüketmek

Özellikle hindistan cevizi yağı, zeytin yağı, yağlı etler , yağlı peynirler ve tereyağı tüketmeniz gerekmektedir.Ketojenik diyette aldığınız kalorilerin yüzde 75’inin yağlı besinlerden gelmesi gereklidir. Bunlara örnek olarak yumurta, avokado, hindistan cevizi yağı, zeytin yağı, tereyağı, yağlı peynirler ve yağlı etleri sayabiliriz.  Eğer yeteri kadar yağ almazsanız enerji seviyeniz düşer ve kısa zamanda bu diyeti bırakırsınız.

3 - Abartısız protein tüketmek

Ketojenik diyette fazla protein tüketme sonucunda glukoneogenez ( vücudun karbonhidrat sentezlemesi). Glukoneogenez ile  proteinlerin  glukoza dönüştürülmektedir. Bu da yağ yakım sürecini durdurur. Bu nedenle yağ oranı yüksek protein oranı düşük besinleri tercih etmek gerekmektedir.

4 - Yeterli miktarda elektrolit almak

Bu diyet sırasında vücudunuzdan sodyum, potasyum, ve mağnezyum kaybı olabilir. Bu da  yorgunluk, kabızlık, baş ağrısı gibi şikayetlere neden olacaktır. Bunu önlemek için; turşu , avokado, yeşil yapraklı sebzeler ve kavrulmamış kuruyemiş tüketimi çok önemlidir.

Tükettiğiniz hazır gıdaların içinde ; sükroz, fruktoz, mısır şurubu, laktoz, dekstroz, pirinç şurubu, maltoz, ,pekmez, şeker kamışı suyu varsa  ayrıca meyve suyu ve balda da karbonhidrat vardır, dikkatli olunuz.

Ketojenik diyet çeşitli hastalıkların etkilerini azaltmak için de uygulanan bir yöntem. Vücuda fazla karbonhidrat ve şeker alındığında enflamasyon (iltihap) artıyor ve bu enflamasyon, hücrelerin savunma mekanizmalarını bozuyor, çoğu zaman da hücrelerin ölmelerine neden oluyor. Bu hücrelerin bozulması ve ölmesi de pek çok hastalığa neden oluyor. Bu hastalıkların başında ise epilepsi ile diyabet geliyor.

Karbonhidrat seviyesini düşürmek, yağ ve proteini artırmak kanser hücrelerinin büyümesini de yavaşlatıyor. Şeker ve karbonhidrattan daha çok beslenen kanser hücreleri bunlara ulaşamadıkça büyümesi yavaşlıyor.

Bu diyette başlangıçta kabızlık problemi yaşayabilirsiniz ancak geçicidir. Sabahları 2 tatlı kaşığı Hindistan cevizi yağı içmeniz hem sizi ketojenik formda tutmak hem de kabız kalmanızı önlemek açısından faydalıdır. Bunula birlikte hergün kefir içmenizi önerilmektedir. Meyvelerde şeker olduğu için az kullanmanız gerekmektedir. Ancak çalı meyveleri; ahu dudu, böğürtlen, yaban mersini ve karadutun içerdiği flavonoidler sebebiyle antikarsinojenik(kanser önleyici) etkileri vardır. Bunula birlikte günde bir bardak suya bir limon sıkıp içmeniz vücudunuzdaki asidozu tedavi edicek ve size enerji verecektir.